Dünyanın uzun dönemine hakim olan maksimalist yaklaşımdan artık insanların daha minimalist yaklaşımı benimsemeye başladı. Abartının sone erdiği sadeliğin ön plana çıktığı bir dönememe giriyoruz. Önceden ne kadar abarttıysak şimdi sadeleştirme çabası içerisindeyiz. Tüketimlerin  mutlu ettiği dönem, bitti. “Nasıl tüketmeyiz?”i araştırmaya, nasıl mutlu olacağımızı sorgulamaya başladık. Bunun sonucunda mutluluğu ve sadeliği keşfetmiş bazı ülkelerin anlayışları kitaplarıyla birlikte dünyaya yayıldı. Bunlar özellikle ülkemizde dünyaya yayılmış olan Hygge, Iykke, Lagom gibi ifadelerdir.

From the maximal approach that dominates the long period of the world, people have started to adopt a more minimalist approach. We are entering a period when the simplicity of extremism ends. No matter how far we’ve gone before, we’re trying to simplify it now. The period of consumptions is over. “How can we not consume? that we began to investigate, questioning how we would be happy. As a result, the point of view of some countries that have discovered happiness and simplicity has spread to the world with their books. These are expressions such as hygge, Iykke and Lagom, which are spread throughout the world especially in our country.

Kelime anlamı “well-being” olan Hygge, aslında Norveç dilinden geliyor. Danimarkalılar ise bu “iyi yaşam” sırlarını 1800’lerden beri benimsediklerinden gururla bahsediyorlar. Hygge, Danimarkalıların rahatlık, konfor, sıcaklık gibi bize “evim evim güzel evim” hissini veren her şeye verdikleri isim. Sadece Danimarka’nın değil, tüm İskandinav ülkelerinin yaşam felsefesi. Aslında hygge tek bir şeye karşılık gelmiyor. Sıcak yün çoraplar, çeşit çeşit mumlar, şöminede yanan odunların çıkardığı ses, yağmurlu bir günde battaniye altında içilen sıcak bir bardak kakao ve elbette arkadaşlar ve aileyle geçirilen, teknolojiden arındırılmış güzel zamanlar. İşte bunların hepsi hygge! Tercümeyle değil ancak hissedilerek anlaşılabilecek bir kavram. Hygge hayatın tüm koşuşturmacası içinde anı durdurup, basit ama bize huzur veren şeylerin tadını çıkarma sanatı. İskandinavlar için hygge’nın hayati bir kavram olduğunu söylemek yanlış değil. Işıklandırmadan, giyime, yiyeceklerden, ofis dekorasyonuna kadar her şey hygge’ya uygun olmalı. Kayıtlara göre sadece Danimarka’da hygge ortamını yaratmak için kişi başı yıllık 5,8 kg mum tüketiliyor. Hygge’yı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası yapan İskandinav ülkelerinin, dünyanın en mutlu insanlarını barındırması bir tesadüf olabilir mi? Danimarka’nın bu basit mutluluk formülü bütün dünyayı sarmış durumda. Hygge’ya uygun kafeler, barlar, oteller önü alınamaz bir şekilde yayılıyor. Londra’daki, Monley üniversitesi öğrencilerine çoktan hygge dersleri vermeye başladı. İnsanların hygge akımını neden bu kadar sahiplendiklerini anlamak çok zor değil. Her şeyin aşırı ve fazla tüketildiği bir dünyada yavaşlamak herkese iyi gelir. Üstelik sadece basit şeylerin tadını çıkararak.

The word “well-being”, Hygge, actually comes from Norwegian. The Danes are proud to have adopted these “good life” secrets since the 1800s. Hygge is the name Danish gave us for everything that feels like comfort, warmth, my home, home sweet home. Not only Denmark, but the philosophy of life in all Scandinavian countries. In fact, hygge does not correspond to a single thing. Warm woolen socks, various candles, the sound of burning wood in the fireplace, a warm glass of cocoa under blankets on a rainy day and of course, beautiful times spent with friends and family, free of technology. That’s all, hygge! It is a concept that can be understood not by translation but by feeling. The art of stopping the moment in all the hustle and bustle of life and enjoying things that are simple but soothing to us. It’s not wrong to say that hygge is a vital concept for Scandinavians. Everything from lighting, clothing, food to office decoration must be hygge. According to the records, only 5.8 kg of candles per person per year are consumed in Denmark to create a hybrid environment. Can it be a coincidence that the Nordic countries, which make hygge an integral part of their lives, have the happiest people in the world? Denmark’s simple formula of happiness has surrounded the whole world. Cafes, bars, hotels that fit hygge are spreading in an irresistible way. Monley University in London has already begun to teach students hyge lessons. It’s not hard to understand why people have so much of the hygge current. Slowing down in a world where everything is over and over consumed is good for everyone. And only by enjoying simple things.

Dancada “mutluluk, iyi şans” anlamlarına gelen “lykke” genel olarak yaşamın her alanını kapsayan bir kavram. Lykke İskandinav trendi “hyyge” ile benzerlikler gösterse de evle ilgili yaklaşımları farklı. Hygge, konfor ve rahatlık üzerine kurulu bir trend. Küçük şeylerden mutlu olmayı hedeflerken ev dekorasyonunda yumuşacık battaniyeler, minderler, mumlar, kilimler gibi objelerle sıcaklık hissini artırmaya odaklanıyor.

“Lykke”, which means “happiness, good luck” in Danish, is a concept that covers all aspects of life in general. Although the Lykke Scandinavian trend is similar to “hyge”, their approach to the house is different. Hyge is a trend based on comfort. While aiming to be happy with small things, home decoration focuses on increasing the feeling of warmth with soft blankets, cushions, candles and rugs.

Lykke ise evlerde sadelik ve doğallığın getirdiği tatmin olma duygusu üzerinde yoğunlaşıyor. Lykke tarzı iç mekanlarda ahşap, taş, seramik gibi doğal malzemelere ağırlık veriliyor. Bunun yanında lykke şömine, bahçe ve doğal havuzların evlerdeki serotonin artırıcı etkilerinden faydalanıyor. Bu yaklaşımda ev, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da karşılayabilen bir yaşam alanı konumunda. Lykke’ye göre mutlu olmak için yaşamın denge içinde olması gerekiyor. Teknoloji günlük hayatımıza tamamen hakim durumda. Ancak telefonlar, tabletler gibi akıllı cihazlar kendimizi dinlendirmek ve algılarımızı kapatmak için bize çok az zaman bırakıyor. Lykke ise bize yaşam alanlarından dikkat dağıtıcıları uzak tutmanın gerekli olduğunu hatırlatıyor. Günümüzde teknolojinin olmadığı bir ev düşünmek imkansız olsa da lykke stilinde her evde, gün boyu iç içe olduğumuz cihazlardan uzak dinlenme alanları yaratmak son derece önemli. Çünkü bu uzaklaşma bireysel farkındalığı artırıyor.

Lykke focuses on simplicity and the sense of satisfaction inherent in the home. Lykke style interior materials such as wood, stone and ceramic are emphasized. In addition, Lykke uses the serotonin-enhancing effects of fireplace, garden and natural pools in houses. In this approach, the house is a living space that can meet psychological and social needs. According to Lykke, life has to be in balance to be happy. Technology dominates our daily lives. However, smart devices like phones and tablets leave us very little time to relax and turn off our senses. Lykke reminds us that it is necessary to keep distractions away from living spaces. Although it is impossible to think of a house without technology today, it is very important to create relaxation areas in every house in lykke style, away from the devices we are in during the day. Because this distance increases individual awareness.

Lagom İsveççe’de “Not too little not to much” yani “ne çok az ne çok fazla” anlamına gelen kelimenin aslında nasıl tüm İsveç kültürünü etkilediğini tıpkı Hygge gibi. İhtiyaç duyduğundan fazlasını tüketme ama sevdiğin şeylerden de kendini mahrum etme yani tam kararında ol düşüncesiyle yola çıkıyor. Bu mutluluk akımında, yaşamı yeşil yaşamak yani sürdürülebilir yaşamak da son derece önemli. Su ve enerji harcamaları ile gıda tüketimini ihtiyaç doğrultusunda yapmamız gerektiğine vurgu yapıyor.

Lagom means “not too little not to much” in Swedish. So the word “neither less nor greater” actually affects all Swedish culture, just like Hyge. Don’t consume more than you need, but depriving yourself of the things you love. In this flow of happiness, living life Green, that is, living sustainable is also very important. Water and energy expenditures and food consumption need to be done in line with the emphasis.

Sürdürülebilirlik, İsveçlilerin hayatında önemli bir konu. Hayatı temposu yüksek yaşamak ve her zaman en iyiyi istemek fikirlerine alternatif olarak ortaya çıkan lagom, tam olarak İsveçlilerin yaşam tarzını yansıtmakta. İş saatlerinden, kahvelerine koydukları süt miktarına, tek oturuşta kaç dilim kek yediklerine ve hatta moda sektörlerine kadar hepsinde ne çok uçuk ne de çok sıradan bir tutum sergiliyorlar. Sizde aşırılıktan sıkıldıysanız ve sade bir hayat özlemi çekiyorsanız İskandinav yaşam tarzlarını hayatınızda benimseyebilirsiniz.

Sustainability is an important issue in Swedish life. Lagom, which emerged as an alternative to the idea of living a high tempo of life and always wanting the best, is exactly the way Swedes live. From work hours to the amount of milk they put in their coffee, how many slices of cake they eat in a single sitting, and even the fashion industry, they are neither too cold nor too ordinary. If you are tired of extremism and want a simple life, you can adopt Scandinavian lifestyles in your life.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir