MODA HABERLERİ BÖLÜM 4 / FASHION NEWS PART 4

Herkese merhaba! Moda dünyasında neler olup bittiğine baktığımız “Moda Haberleri” bölümünde yine farklı birçok gelişmeye göz atacağız. Gelin hep birlikte ne tür gelişmeler olmuş bir göz atalım.

Hello everyone!  In the “fashion news” post, where we observe what is going on in the fashion world, we will look at many different developments. Let’s take a look at what kind of developments have been all together.

Eşi Salvatore tarafından kurulan, Floransalı ayakkabı üreticisinin onursal başkanı Wanda Ferragamo, 96 yaşında hayatını kaybetti. Wanda kocasını 58 yıl önce kaybetti. Salvatore Ferragamo’nun başına, 16 yaşındaki kızları ile birlikte geçti ve kısa süre içerisinde altı çocuğunu yetiştirirken işleri yürütmeyi de öğrendi. Wanda ayakkabı üreticisini uluslararası bir moda devine çevirdi ve faaliyetlerini aksesuar ve giyim alanında da genişletti. Giovanna, Ferruccio, Leonardo ve Massimo Ferragamo çalışanlarına yaptıkları açıklamada annelerinin ölümünü büyük bir acıyla duyurduklarını ifade ettiler.

Wanda Ferragamo, the honorary president of the Florentine shoemaker founded by her husband Salvatore, has died at the age of 96, the family said on Friday. Wanda was left a widow 58 years ago when her husband passed away. She took charge of Salvatore Ferragamo alongside her 16-year-old daughter, quickly learning how to run a business while raising her six children. Wanda turned the shoemaker into an international fashion powerhouse by extending the business to accessories and clothing. “With immense pain… we want to tell you about our mother’s passing,” Giovanna, Ferruccio, Leonardo and Massimo Ferragamo said in a message to staff.

 

23 Ekim’de İngiliz Moda Kurulu (British Fashion Council) bu yılın Moda Ödülleri (Fashion Awards) adayları listesini açıkladı. 10 Aralık’ta Londra’da Royal Albert Hall’da gerçekleştirilecek tören, İngiliz moda tasarımının en iyilerinin yanı sıra uluslararası modelleri ve moda evlerini ödüllendirecek. İngiliz Moda Kurulu’nun ünlü Moda Ödülleri 2018 yılında moda sektöründe iz bırakan markaları, tasarımcıları ve modelleri ödüllendirecek. Her yıl Aralık ayında düzenlenen Moda Ödülleri, geçtiğimiz 12 aylık dönemin modasını değerlendiriyor ve yıla damgasını vuran sektör profesyonellerini tanıyor. 

Erkek Giyim alanında İngiliz Tasarımcı için adaylar, Craig Green / Craig Green, Jonathan Anderson / JW Anderson, Kim Jones / Dior Homme, Martine Rose / Martine Rose ve Riccardo Tisci / Burberry.

Kadın giyim alanında ise adaylar Victoria Beckham / Victoria Beckham, Clare Waight Keller / Givenchy, Jonathan Anderson / JW Anderson, Roksanda Ilincic / Roksanda ve Simone Rocha / Simone Rocha. 

 

On Tuesday, October 23, the British Fashion Council unveiled the list of nominees for this year’s Fashion Awards. The ceremony, held December 10 at London’s Royal Albert Hall, will celebrate the best in British fashion design, as well as international models and fashion houses. The British Fashion Council’s prestigious Fashion Awards will celebrate the brands, designers and models who made their mark on the fashion industry in 2018. Held in December each year, the Fashion Awards take stock of the last 12 months in fashion, recognizing the industry professionals who shone in the spotlight over the past year. 

Nominees for the British Designer of the Year Menswear award are Craig Green for Craig Green, Jonathan Anderson for JW Anderson, Kim Jones for Dior Homme, Martine Rose for Martine Rose and Riccardo Tisci for Burberry.

On the womenswear side, the nominees are Victoria Beckham for Victoria Beckham, Clare Waight Keller for Givenchy, Jonathan Anderson for JW Anderson, Roksanda Ilincic for Roksanda and Simone Rocha for Simone Rocha.

 

Virgil Abloh’nun Louis Vuitton için hazırladığı ilk erkek koleksiyonun tasarımları (ilk kez Haziran ayında Paris’te Jardin du Palais-Royal’de tanıtılmıştı) Londra’da bir pop-up mağazaya geldi. Bruton Street’te açılan pop-up mağaza Virgil Abloh’nun Fransız moda evi için tasarlanan ve merakla beklenen erkek koleksiyonundan çeşitli parçaları sunuyor. Louis Vuitton Instagram sayfası beyaz parçaların yanı sıra streetwear’den ilham alan ceketler dahil birçok renkli tasarımı da içeriyor.

The first designs from Virgil Abloh’s debut men’s collection for Louis Vuitton — presented for the first time in June in Paris’s Jardin du Palais-Royal — have now landed at a pop-up store in London. The pop-up store — located on Bruton Street, a stone’s throw from the British capital’s Hyde Park — showcases a selection of pieces from the first, eagerly awaited men’s collection designed by Virgil Abloh for the French fashion house. The Louis Vuitton Instagram page shows pristine white garments as well as much more colorful creations, including lots of streetwear-inspired jackets.

 

Uluslararası Moda ve Fotoğrafçılık Festivali’nin profesyonel jürisi yarışmanın üç kategorisinin (moda, fotoğrafçılık ve aksesuar) her biri için finalistleri belirleyecek. moda kategorisi 1986’da fotoğrafçılık 1997’de ve aksesuarlar 2017 yılında sunulmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi başvuruların açılmasına her bir kategori için birer kısa film eşlik ediyor. Filmleri Soleil Rouge, sanat kolektifinden Elise Amblard ve Jalis Vienne yönetiyor. Eğlenceli ve hafifçe sürreel videolar farklı kişileri (sesli veya başka şekilde) festival başvurularının başladığını haber veren cümlenin farklı kısımlarını söylerken gösteriyor. 

The Hyères Festival is back again. The famous competition for young designers has opened applications for its 34th edition, slated to take place from 25th to 29th April 2019, giving candidates until 26th November to sign up and until 1st December to submit their full applications. The International Fashion and Photography Festival’s professional jury will name ten finalists in each of the competition’s three categories, namely fashion, launched in 1986, photography, first introduced in 1997, and accessories, launched only two editions ago in 2017. Just like last year, the call for applications is accompanied by three short films (one for each category) co-directed by Elise Amblard and Jalis Vienne through artists’ collective Soleil Rouge. The playful and vaguely surreal videos feature different people saying –audibly or otherwise – parts of a phrase that announces that applications for the festival are now open. 

 

 

Bugünlük moda haberlerinden bu kadar. Yeni bölümde görüşmek dileğiyle. Sevgiler.

That’s all for today. Hope to see you on the next post. XOXO.

 

 

 

 

 

 

 

CADILAR BAYRAMI/ HALLOWEEN

Cadılar Bayramı nedir? Cadılar Bayramı ne zaman?

Cadılar Bayramı yıllar geçtikçe Türkiye’de de kabul görmeye, hatta kutlanmaya başladı. Her sene 31 Ekim’de Cadılar Bayramı kutlanmaktadır .Peki Cadılar Bayramı’nda ne yapılır, nereye gidilir, ne giyilir?

Cadılar Bayramı, Pagan ve Hristiyan kökleri taşıyan bir gelenek. Her yıl farklı kostümler giyerek ve çeşitli etkinliklerle, dünya çapında kutlanıyor. Peki, Cadılar Bayramı ne zaman kutlanır? 

Halloween is an annual holiday celebrated each year on October 31, and Halloween 2018 occurs on Wednesday, October 31. It originated with the ancient Celtic festival of Samhain, when people would light bonfires and wear costumes to ward off ghosts. In the eighth century, Pope Gregory III designated November 1 as a time to honor all saints; soon, All Saints Day incorporated some of the traditions of Samhain. The evening before was known as All Hallows Eve, and later Halloween. Over time, Halloween evolved into a day of activities like trick-or-treating, carving jack-o-lanterns, festive gatherings, donning costumes and eating sweet treats.

Cadılar Bayramı ilk kez İngiltere’de ortaya çıktı. Çok eski zamanlarda Keltler 1 Kasım tarihini yaz mevsiminin bitişi, kışın başlangıcı olarak kabul ediyorlardı. Çünkü tam 1 Kasım’da sürüler yaylalardan dönüyor, toprak ağaları imzalanan kira sözleşmeleri yeniliyor; kısacası yeni sezon başlıyordu. Bu günde ayrıca ölülerin evleri ziyaret ettiğine inanılıyordu. Sırf bu ölüleri evlerden uzak tutmak için dağlarda, tepelerde ateşler yakılıyordu. Bu ateşi yakarken de garip maskeler takıyorlardı ki, gelen ölüler onları tanımasın! İşte şimdi Cadılar Bayramı’nın nasıl çıktığı yavaş yavaş şekillenmeye başladı değil mi? Aynen! İnsanlar, ortalıkta dolaştığına inandıkları ruhlara tanınmamak için maskeler takıyor, kostümler giyiyorlardı. İşte Cadılar Bayramı böyle oluştu.

Halloween’s origins date back to the ancient Celtic festival of Samhain (pronounced sow-in). The Celts, who lived 2,000 years ago in the area that is now Ireland, the United Kingdom and northern France, celebrated their new year on November 1.

1 Kasım tarihi Keltlerde aynı zamanda evliliklerin yapıldığı, ölülerin kutsandığı bir dönemdi. Romalılar 1. yüzyılda Kelt topraklarını fethettiklerinde, kendi ölüm festivallerini, İngilizlerin bu geleneğiyle birleştirdiler.

7. yüzyılda Papa 4. Boniface 13 Mayıs’ta kutlanan Azizler Günü’nü 1 Kasım’a taşıdı. Azizler Günü’nün arifesi (31 Ekim) kutsal kabul edildi ve Batılı dillerdeki Halloween (holy evening/kutsal akşam) adı buradan geldi. Avrupa’daki Reform hareketleri esnasında, özellikle Protestan Hıristiyanlar arasında, Cadılar Bayramı kutlamaları bitti; İngiltere’de ise kutlanmaya devam etti.

This day marked the end of summer and the harvest and the beginning of the dark, cold winter, a time of year that was often associated with human death. Celts believed that on the night before the new year, the boundary between the worlds of the living and the dead became blurred. On the night of October 31 they celebrated Samhain, when it was believed that the ghosts of the dead returned to earth.

Amerika’ya yerleşen ilk kolonilerde Cadılar Bayramı kutlamak yasaklandı. Bununla birlikte 1800’lü yıllarda, Cadılar Bayramı’ndan öğeler taşıyan bir hasat bayramı ortaya çıktı. 19’uncu yüzyılda başta İrlandalılar olmak üzere İngiltere’den Amerika’ya göçenler Cadılar Bayramı kostümlerini beraberlerinde getirdiler ve Cadılar Bayramı ABD’deki başlıca çocuk bayramlarından biri oldu.

Cadılar Bayramı, her sene 31 Ekim’de kutlanır. Çocukların genellikle korkunç kostümler giyerek kapı kapı dolaşıp şeker, meyve ve diğer hediyeleri topladığı bir bayram. Diğer Cadılar Bayramı kutlamaları arasında maskeli balolar, korku filmi seansları ve perili olduğuna inanılan evlere düzenlenen geziler sayılabilir.

Cadılar Bayramı genellikle Batı ülkelerinde kutlanır. Mesela Amerika’da büyük ve görkemli bir festivaldir. 

In addition to causing trouble and damaging crops, Celts thought that the presence of the otherworldly spirits made it easier for the Druids, or Celtic priests, to make predictions about the future. For a people entirely dependent on the volatile natural world, these prophecies were an important source of comfort and direction during the long, dark winter.

To commemorate the event, Druids built huge sacred bonfires, where the people gathered to burn crops and animals as sacrifices to the Celtic deities. During the celebration, the Celts wore costumes, typically consisting of animal heads and skins, and attempted to tell each other’s fortunes.

When the celebration was over, they re-lit their hearth fires, which they had extinguished earlier that evening, from the sacred bonfire to help protect them during the coming winter.

Cadılar Bayramı’nın sembolü gülen bir balkabağıdır. Balkabağının içi boşaltılarak gülen bir surat şeklinde oyulur, sonra içinde bir mum yakılarak şeytani bir surat oluşturulmaya çalışılır.

Cadılar Bayramı’nda genellikle elma şekeri yenir. Çocuklar korkunç kıyafetler giyerek kapı kapı gezerler ve ev sahiplerine “Şaka mı, şeker mi?” diye sorarlar. Ev sahibi “Şaka!” derse muziplikler yaparlar. Büyükler çocuklara şekerleme ikram eder veya harçlık verirler. Bu uygulamanın kökeni geçmişte İngiltere’de yoksulların kapı kapı dolaşarak ‘ruh keki’ toplaması geleneğidir.

Yetişkinler genellikle Cadılar Bayramı’na en yakın hafta sonunda kıyafet baloları düzenler. Bu partilerde misafirler cadı, hayalet veya korku filmi karakteri gibi korkunç kostümler giyerler.

Muhafazakar Hristiyanlar, özellikle tutucu protestanlar, genelde Cadılar Bayramı’nı kutlamaz ve yanlış bulurlar.

Tarihde çıkış nedeni farklı olsada cadılar bayramı insanlar için bir eğlenecek bir gün haline gelmiştir.

By 43 A.D., the Roman Empire had conquered the majority of Celtic territory. In the course of the four hundred years that they ruled the Celtic lands, two festivals of Roman origin were combined with the traditional Celtic celebration of Samhain.

The first was Feralia, a day in late October when the Romans traditionally commemorated the passing of the dead. The second was a day to honor Pomona, the Roman goddess of fruit and trees. The symbol of Pomona is the apple, and the incorporation of this celebration into Samhain probably explains the tradition of “bobbing” for apples that is practiced today on Halloween.

 

Mutlu cadılar bayramı / Happy Halloween!

Ülkemizde 31 ekimde sizde cadılar bayramı eğlenceli programlarla kutlayabilirsiniz.

You may celebrate Halloween in Turkey on the 31 October.

 

Cadılar bayramı etkinliklerinden bazıları / Halloween Festivals in Turkey:

“Şu ana kadar bulunduğun tüm ‘’korkunç’’ ve ‘’eğlenceli’’ olduğu iddia edilen, sıradan Cadılar Bayramı partilerini unut! Pumpkin In The Forest’ta hayatının en çılgın deneyimini yaşayacaksın! 

Uniq İstanbul’un içerisinde, ormanda Pub Story oynarken korkuyu iliklerine kadar hissedeceksin. Belki de günlerce uykularını kaçıracak korku hikayelerini dinleyeceksin, daha önce hiç cesaret edemediğin maceralara atılacaksın! Tanışmanın gerginliğinden arınmış şekilde, ‘’şaka mı şeker mi?’’ sorusuna ihtiyaç duymadan onlarca yeni insanla tanışacaksın, hayatının en unutulmaz akşamını yaşayacaksın!

Forget all the ordinary Halloween parties you’ve been to so far claimed to be ‘scary’ and ‘fun.’ You will experience the craziest experience of your life in Pumpkin in the forest!

In Uniq Istanbul, you will feel fear as you play Pub Story in the woods. Perhaps you will listen to horror stories that will sleep for days, and embark on adventures you have never had before! “Is it a joke or a candy?’ you will meet dozens of new people without the need for a question, and you will experience the most unforgettable evening of your life!

Ormanda yüzlerce kişiyle Pub Story oynarken, Ali Efe Dinç’in açacağı DJ kabinini 22:00’de elektronik müziğin tecrübeli ismi İlker Aksungar devralacak ve performansıyla gecenin enerjisini coşturacak.

Karanlık çökünce kendini gösterecek hayaletler, iskeletler ve tüylerini ürpertecek sürprizler seni bekliyor! Gelmiş geçmiş en eğlenceli, en sıra dışı ve en korkutucu Cadılar Bayramı deneyimini yaşamak için sen de mutlaka bu gecede bizimle ol.”

The ghosts, skeletons, and surprises that will creep up on you when the Dark is dark are waiting for you! To experience the most fun, extraordinary and frightening Halloween experience ever, you must be with us tonight.”

 

20:00 Kapı Açılış
20:00-22:00 Ali Efe Dinç
21:00 Pub Story
22:00-00:00 İlker Aksungar

20:00 Opening The Door
20:00-22:00 Ali Efe Dinç
21:00 Pub Story
22:00-00: 00 Ilker Aksungar

Biletler biletixden alabilirsiniz. 

For the tickets:

http://www.biletix.com/etkinlik/VMF46/ISTANBUL/tr

 

Okan Bayülgen’in İstanbul’a kazandırdığı yeni gösteri mekanı Dada Salon Kabarett’de Cadılar Bayramı gecesi ortalık karışıyor!

Seyircinin arasında, 360 derece oynanan interaktif polisiye Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası – Metres, Cadılar Bayramı gecesine özel kostümlü sahneleniyor!

Selin Atasoy’un yazdığı Okan Bayülgen’in yönetip oynadıkları Metres’te seyirci bir anda kendisini gizemli bir cinayetin ortasında buluyor. 

Özel bir gece, kostümlü bir parti, garip bir buluşma, ortak geçmişleri olan iki çift… 

Eski defterlerin açılması ile işler karışır. Ama durun bir dakika! Birinin peşinde olan kiralık katil de aynı mekandadır. Acaba kimin peşinde?  Seyirci, seyirci değil, olayın tam ortasında. Cinayete mani olabilecek mi? Peki ya katili bulabilecek mi?

31 Ekim gecesi kostümünüzü giyin ya da en azından maskenizi takın ve cinayet soruşturmasına el koymak zorunda kalan karizmatik genel cerrah Dr. Kuzey’in yanında yerinizi alın. 

Herkesin yalan söylediği ve birbirini kandırdığı bu gecede katili bulmak, gerçekleri ortaya çıkarmak hiç de kolay olmayacak. Kahkaha ile gerilimin birlikte yaşandığı bu gecede katili bulan ekip kazanacak!

Among the spectators, the interactive police with 360 degrees of fun murders are staged in costumes – Metres, special Halloween night!

In metres, the audience suddenly finds themselves in the midst of a mysterious murder.

A private night, a costume party, a strange meeting, two couples with common histories.…

With the opening of old notebooks, things get complicated. But wait a minute! The hit man who’s after someone is in the same place. I wonder who he’s after. The audience, not the audience, is in the middle of it. Will he stop the murder? And will he find the killer?

On the night of October 31st, dress up your costume, or at least put your mask on, and the charismatic general surgeon who had to take over the murder investigation. Take your place next to the North.

It won’t be easy to find the killer and uncover the truth in this night when everyone lies and deceives each other. The team who found the murderer will win this night of laughter and tension!

Sizde bu eğlenceye katılamak isterseniz biletleri biletixden alabilirsiniz.

 

SAKIN AÇMA! / DO NOT OPEN !

 

Çevirmen: Aysun Babacan
SAKIN AÇMA ! Dünyanın en iyi saklanan sırları bu ansiklopedi de…
Sıra dışı resim ve fotoğraflarla dolu bir hazine. Bilim, tarih, paranormal aktiviteler, uzaylılar, dünyanın çözülemeyen gizemleri, komplo teorileri, ülkelerin sakladığı sırlar…SAKIN AÇMA’nın kapağını araladıktan sonra kapatamayacaksınız. NTV Yayınları’nın çoksatan kitabı Zeki Olduğunu Düşünüyor musun?’un yazarı John Farndon’ın kaleme aldığı bu kitapta da oldukça farklı bir içerikle karşılaşacaksınız.
Hayalet uçak teknolojisi, reklam hileleri, Kremlin Sarayı’nın altındaki tüneller, kurtadamlar vampirlere karşı, siyah giyen adamlar, özel dedektifler, özel anlamı olan sayılar, ülkelerin kendilerine has nezaket kuralları, Vatikan, evrim gibi konuları her yaştan insanın anlayabileceği bir dille anlatıp, sayfaları birbirinden güzel fotoğraflarla süsleyen bu kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz…
Sayfa Sayısı: 256
Baskı Yılı: 2011
Dili: Türkçe
Yayınevi: NTV
İlk Baskı Yılı : 2011
Author: John Farndon
In the groundbreaking tradition of DK’s New York Timesbestseller Pick Me Up, this book uses the same irreverent style to explore all the things THEY don’t want you to know about. From the Mona Lisa’s hidden past to the history of Area 51, Do Not Open explores lost worlds, unravels secret codes, and lets readers step through the looking glass to see if they can handle the truth!
Pages: 260
Original Title:Do Not Open
Edition Language: English

ABOUT THE AUTHOR: John Farndon is an internationally known author, as well as a playwright, composer and songwriter, whose work has been performed at such theatres as the Donmar and Almeida in London and the Salisbury Playhouse and selected for showcases, such as Beyond the Gate.

He has written hundreds of books, which have sold millions of copies around the world in most major languages and include many best-sellers, such as the award-winning Do Not Open, which received rave reviews in the USA and became a cult-hit as well as featuring on the New York Times and Washington Post best-seller lists. In earlier years, he wrote mostly for children, and has been shortlisted a record four times for the junior Science Book prize. Books such as How Science Works and How the Earth Works each sold over a million copies worldwide. But recently he has written much more for adults.

AQUAMAN

Vizyon tarihi: 27 Aralık 2018
Yönetmen: James Wan
Oyuncular: Jason Momoa, Amber Heard, Willem Dafoe devamı
Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik
Ülke: ABD
Release Date: December 21
Director: James Wan
Staring: Jason Momoa, Amber Heard, Willem Dafoe devamı
Genres: Action, Adventure, Fantastic
Country: USA
Fragman/ Trailer:

Özet ve Detaylar

Resume and Details

Arthur Curry, Atlantis sualtı krallığının mirasçısı olduğunu öğrenir. Artık halkını yönetmek ve dünyaya bir kahraman olmak için ilerlemelidir.

Arthur Curry learns that he is the heir to the underwater kingdom of Atlantis, and must step forward to lead his people and be a hero to the world.

Gerilimin ustası ünlü yönetmen James Wan’ın yönettiği filmin başrolünde Jason Momoa, Amber Heard ve usta oyuncu Willem Dafoe yer alıyor. DC kahramanlarından olan Aquaman daha önce Justice League: Adalet Birliği filminde tanımıştık.

The film is directed by the famous director James Wan, who is the master of thriller, starring Jason Momoa, Amber Heard and Master Willem Dafoe. Aquaman, one of the heroes of DC,  whom we have previously met Justice League: Justice League.

Fantastik filim severler için keyifli saatler geçirebilecekleri bir film. Keyifli seyirler…

I hope you enjoy the movie.

 

MODA HABERLERİ BÖLÜM 3/FASHION NEWS PART 3

Herkese merhaba! Yeni bir “Moda Haberleri” yazısı ile yeniden birlikteyiz. Size bugün moda dünyasında yer alan gelişmelerden bahsedeceğim.

Bildiğiniz üzere moda, çok değişkenlik gösteren bir sektör. Sürekli farklı akımlardan etkilenmesi ve teknolojinin gelişmesi süregelen bu değişkenliği tetikler nitelikte.

Bakalım son zamanlarda ne gibi değişikler moda dünyasını etkilemiş.

 

Hello everyone! We’re back with a new “fashion news” post. I’m going to tell you today about the developments in the fashion industry.

As you know, fashion world is a very volatile sector. The constant influence of different currents and the development of technology trigger this constant change.
Let’s see what changes have affected the fashion world recently.

Métiers d’Art koleksiyonunu 4 Aralık’ta Metropolitan Museum of Art (Met) içinde tanıtacak olan Chanel’in izinden giden Versace de bir ön koleksiyonu için ilk defilesini New York’ta düzenleyeceğini duyurdu. Defilede Versace’nin, kreatif direktörü Donatella Versace tarafından tasarlanan, sonbahar 2019 ön koleksiyonunu tanıtılacak. Defile henüz açıklanmayan bir yerde, 2 Aralık günü akşam 7.00’da gerçekleştirilecek. Tarih aynı zamanda 15 Temmuz 1997 tarihinde hayatını kaybeden kurucusu Gianni Versace’nin doğum günü olduğu için marka için özel bir anlam da taşıyor.

Following in the footsteps of Chanel, which will present its Métiers d’Art collection in the Metropolitan Museum of Art (Met) on December 4th, Versace has announced a runway presentation in New York, its first show for a pre-collection.The show will present Versace’s pre-fall 2019 collection, designed by creative director Donatella Versace. The runway will take place in an as yet undisclosed location, at 7:00 p.m. on December 2nd, a special date for the brand, as it’s the birthday of its founder Gianni Versace, who passed away on July 15th, 1997. 

 

Amerikalı model ve TV yıldızı Kendal Jenner Çinli hazır giyim markası Ochirly için yeni bir kampanyada daha görev alıyor. Bu sefer kendisine ünlü model Bella Hadid de eşlik ediyor.Bella Hadid ve Kendall Jenner Ochirly koleksiyonlarının tanıtımı için ilk kez kamera karşısına geçmiyor. Marka daha önce ikili ile sonbahar/kış 2017 ve ilkbahar/yaz 2018 sezonlarının tanıtımı için çalıştı.

The American model, Kendall Jenner — who also featured in the reality TV show — “Keeping Up With the Kardashians” — is back fronting another campaign for the Chinese ready-to-wear brand Ochirly. She is joined by star model Bella Hadid. This isn’t the first time that Bella Hadid and Kendall Jenner have fronted Ochirly collections. The brand previously signed up the pair for the fall/winter 2017 and spring/summer 2018 seasons, which is no mean feat considering how in-demand these two models are.

Karl Lagerfeld ve Puma moda işbirliklerini bu hafta lanse etmeye hazırlanıyor. ‘Karl Lagerfeld X Puma’ adını taşıyan 13 parçalık koleksiyon Puma’nın 2018 yılı boyunca 50nci yılını kutladığı özel ‘Suede Classic’ sneaker ayakkabısına yönelik “Suede 50” programının doruk noktasını oluşturuyor. İşbirliğinde Lagerfeld’e özel smokin ceketi, boğazlı beyaz bluz ve kravattan ilham alan ve iki uniseks versiyona sahip olan ayakkabı, aynı zamanda eğlenceli bir ‘Karl’ garfiği veya çıkarılabilir güneş gözlüğü detayı ile de sunuluyor.

Puma is strengthening its ties with the luxury fashion industry via a new collaboration with Karl Lagerfeld. The focus of the collection will be Puma’s Suede 50 sneaker, which celebrates its 50th birthday this year and has been the subject of multiple creative collaborations over the past few months. Lagerfeld’s take on the shoe comes in the form of two different unisex styles inspired by his own personal uniform of a black tuxedo, white shirt and sunglasses.

 

Lisa Gersh yalnızca bir yıldan biraz daha uzun süredir sürdürdüğü Alexander Wang’in CEO’luğu görevinden ayrıldı. Alexander Wang markanın genel kurul başkanı ve kreatif direktörü olarak görev almaya devam ediyor. Gersh’in yerine görevlendirilecek kişi bulununcaya kadar Wang CEO görevini sürdürecek.

After only holding her position for just over a year, Lisa Gersh is stepping down from her role as CEO of Alexander Wang. Alexander Wang continues to serve as the brand’s chairman and creative director. He will resume serving as CEO until a replacement for Gersh can been found.

 

Pazartesi günü konu ile ilgilili bilgisi olan iki kaynaktan alınan habere göre, özel sermaye şirketi Clessidra moda grubu Roberto Cavalli’nin büyümesine yardımcı olmak üzere bir azınlık ortağı bulma seçeneğini değerlendirmek üzere Rothschild’i görevlendirdi. 

Private equity Clessidra has hired Rothschild to look into the option of finding a minority partner for fashion group Roberto Cavalli to help fund growth, two sources familiar with the matter said on Monday, confirming earlier press reports.

 

Axel Keller jil Sander’da gücünü artırmaya devam ediyor. Alessandra Bettari’nin yerine CEO olarak atandı. Bettari ise Onward Luxury Group’un (OLG) başkan yardımcısı olarak göreve getirildi. Aynı adı taşıyan Avrupa bağlı şirketi, alman marka dışında, aynı zamanda Moreau ve Charlotte Olympia’yı da kontrol ediyor.

Axel Keller is going from strength to strength at Jil Sander. He has taken over the CEO role from Alessandra Bettari, who in turn was appointed vice-president of the Onward Luxury Group (OLG), the European subsidiary of the eponymous Japanese group which, besides the German label, also controls Moreau and Charlotte Olympia.

 

Bugünlük bu kadar. Moda dünyasındaki gelişmeleri öğrenmek için takipte kalın lütfen. Sevgiler.

That’s all for today. Please keep following for more information about the fashion industry. XOXO.

 

 

 

 

 

L’OREAL X ISABEL MARANT İŞBİRLİĞİ/ L’OREAL X ISABEL MARANT COLLABORATION

Parizyen güzelliği ifade eden bir işbirliğine hazır mısınız? Öyleyse, L’Oreal X Isabel Marant işbirliği ile hazırlanmış bir makyaj koleksiyonu karşınızda!

Geçtiğimiz sezon Balmain ile işbirliği yapan L’Oreal, bu sezon güçlü moda evi Isabel Marant ile işbirliği yapmaya karar verdi. Ancak, biraz daha farklı olarak.

Balmain ile sadece ruj koleksiyonu hazırlayan kozmetik devi L’Oreal, bu sefer  Isabel Marant ile sadece ruj değil, tam 5 farklı üründen ve birbirinden heyecanlandırıcı renk tonlarından oluşan bir koleksiyon hazırladı.

L’Oréal x Isabel Marant koleksiyonun içinde 7 farklı renkten oluşan bir ruj ailesi, allık olarak da kullanılabilen dudak parlatıcıları, far paleti, maskara ve krem highlighter bulunuyor. Koleksiyonu Isabel Marant şöyle anlatıyor: ‘Dünyanın dört bir yanından tüm kadınları feminen bir vizyonla giydirmeyi çok seviyorum ve bu bakış açımız L’Oréal ile aynı. L’Oréal bizim için mükemmel bir partner. Bu koleksiyon için kendi makyaj çantamdan ilham aldım: Gündüzden geceye On-The_go güzellik için en temel ürünler. Giyim koleksiyonumu oluştururken kullandığım mantığı makyaj koleksiyonumda da uyguladım, her zaman ve her yerde kullanılabilir, cool ve Parizyen bir hava.

Koleksiyonun amacı, kendinizi ama daha iyisini yansıtmak ve yeni bir siz yaratmaktansa var olan güzelliğinizin altını çizmek.

L’Oréal global güzellik editörü Val Garland koleksiyondaki her ürünün çok kullanımlı olduğunun altını çiziyor. ‘Rujunuz allık, farınızı eyeliner ya da highlighterınızı parlatıcı olarak kullanabilirsiniz.’ diye de ekliyor.

L’Oreal Paris’in Isabel Marant işbirliği ile hazırlanan makyaj koleksiyonuna Rossman’ları ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Inspired by her ready-to-wear fashion and with independent women in mind, Isabel has designed five smart and multi-functional products which harness the latest make-up technology and are perfect for on-the-go application.

Whether it’s prepping for post-work drinks or a quick refresh after the gym, toss these genius products into your handbag to instantly and effortlessly transform your look.

The L’Oréal Paris x Isabel Marant collection pairs the superior quality of the iconic beauty brand with the casual chicness for which the French designer is known. Both brands have a rich legacy of creating strong looks for liberated women, and a reputation for democratizing style. “I share a vision of femininity with L’Oréal,” says Marant. “I like to give women the confidence to express themselves freely.” 

The products include lipstick, multipurpose gloss, eye shadow, mascara, and more. “The look is carefree nonchalance—elegant without trying too hard,” says Marant. Using the technical skills of L’Oréal’s labs, the designer worked to create colors and textures that could transition seamlessly from one situation to the next. L’Oréal’s iconic Colour Riche matte lipstick—the brand’s top-selling lipstick in the world—is the base for the line’s range of seven timeless, suit-all shades that include two nudes, two plums, and three reds designed to work for every woman’s complexions. “I love red lipstick,” says Marant. “In this collection, we have several shades for bold lips that brighten a gray day in Paris!” The colors feature a sophisticated matte finish.

The seasonal launch, dubbed the “Most Wanted” capsule, draws inspiration from Marant’s cowboy-inspired ready-to-wear collection for Fall 2018. The designer finds synergy between the two lines. “I love the myth of the Wild West,” she explains. “That borderless way of life—eyeing new horizons and seeing the endless possibilities of adventure—it is a continuous inspiration for me.”

L’Oreal X Isabel Marant işbirliği ile hazırlanan bu koleksiyonu denemek için sabırsızlanıyorum. Sizin de bu konuda fikirlerinizi bekliyorum. Sevgiler.

I am looking forward to trying this make up collection by L’Oreal X Isabel Marant.  Also waiting for your opinions about the products. XOXO.

 

POST MORTEM (ÖLÜ FOTOĞRAFÇILIĞI)/ POST- MORTEM PHOTOGRAPHY

Fotoğrafçılığın henüz yaygınlaşmaya başladığı ve oldukça lüks sayıldığı 19. yüzyılın sonlarında,özellikle Avrupa ülkelerinde görülen,ölülerin defin öncesi hatıra amaçlı fotoğraflanma işlemidir. Kimi zaman salgın hastalıklar, kimi zaman savaşlar nedeniyle genç yaşta ölümlerin arttığı bu dönemde ölülerin hazırlanarak fotoğrafının çekilmesi gayet normal karşılanmaktaydı. Nadir de olsa çok sevilen evcil hayvanların da bu şekilde örnekleri mevcuttur.

Post-mortem photography (also known as memorial portraiture or a mourning portrait) is the practice of photographing the recently deceased. These photographs of deceased loved ones were a normal part of American and European culture in the nineteenth and early twentieth centuries. Commissioned by grieving families, postmortem photographs not only helped in grieving, but often represented the only visual remembrance of the deceased and were among a family’s most precious possessions.[1] There can be considerable dispute as to whether individual early photographs actually show a dead person or not, often sharpened by commercial considerations.

The form continued the tradition of earlier painted mourning portraits. Today post-mortem photography is most common in the contexts of police and pathology work.

Peki, ölüler neden fotoğraflanır? Ölü, yaşayanlar için “öteki”dir aslında, bu yüzden akla “korkutucu” bir şey olarak gelir. Özellikle 19.yüzyılda fotoğrafın ilk çıktığı zamanlara geri dönecek olursak, orta sınıf için ölülerinin belgelenmesi de yaşayanların belgelenmesi kadar popüler bir olaydı kuşkusuz.

Post-mortem photography was very common in the nineteenth century when “death occurred in the home and was quite an ordinary part of life.” As photography was a new medium, it is plausible that “many daguerreotype post-mortem portraits, especially those of infants and young children, were probably the only photographs ever made of the sitters. The long exposure time made deceased subjects easy to photograph.’ (The problem of long exposure times also led to the phenomenon of hidden mother photography, where the mother was hidden in-frame to calm a young child and keep them still.) According to Mary Warner Marien, “post-mortem photography flourished in photography’s early decades, among clients who preferred to capture an image of a deceased loved one rather than have no photograph at all.”

 

Yaşayanlar fotoğraflanabiliyorsa, haliyle ölüler de fotoğraflanabilirdi. Üstelik, ölülerin hareketsiz duruşu, uzun pozlama süresini hesaba katacak olursak o yıllarda bir fotoğrafçı için mükemmel pozu sağlıyordu.Bu pozları sağlamak için ayakta duracak şekilde bazı aparatlar ve bazen yastık benzeri şeylerde kullanılabiliyordu.

These photographs served as keepsakes to remember the deceased. The later invention of the carte de visite, which allowed multiple prints to be made from a single negative, meant that copies of the image could be mailed to relatives. Approaching the 20th century, cameras became more accessible and more people began to be able to take photographs for themselves.

The practice eventually peaked in popularity around the end of the 19th century and died out as “snapshot” photography became more commonplace, although a few examples of formal memorial portraits were still being produced well into the 20th century.

Viktoryen çağda, özellikle ölü bebek ve çocuk fotoğraflarının göze çarpması oldukça ilginç bir noktadır.Bebekler genelde küçük bir tabut içinde gösterilirken, bazen de aile bireyleri ile birlikte bir anı fotoğrafına dönüştürülmüştür. 18.YY’da Ölülerin Fotoğraflanması adlı kitabında, post-mortem fotoğrafçılığın Avrupa’da başlayıp daha sonra Amerika’ya doğru yayıldığını belirtmiştir ,orta sınıf ailelere ait olan bu gelenek, Amerika’da 1920’lere gelindiğinde yok olmuştur.

The earliest post-mortem photographs are usually close-ups of the face or shots of the full body and rarely include the coffin.The subject is usually depicted so as to seem in a deep sleep, or else arranged to appear more lifelike. Many of these subjects were also clothed in their best apparel. After all, these photographs would serve as their last social presence. Children were often shown in repose on a couch or in a crib, sometimes posed with a favorite toy or other plaything. It was not uncommon to photograph very young children with a family member, most frequently the mother. Flowers were also a common prop in post-mortem photography of all types.

Post-mortem fotoğraflarda önemli nokta, ölen kişiye bakacak olan kişilerin ölüyü anımsaması, unutmaması, fotoğrafın ölen şahsın kişisel özelliklerini, yani karakteristiğini yansıtmasıdır. Bunun iki farklı yüzü olabilir. Birincisi, ölü herhangi bir mimik yapamayacağından kişiye ait net ifade fotoğrafa yansıyacaktır; ikincisi ise bu yalnızca ölüye ait bir ifade, “mimiksiz bir mimik” olacaktır. Yaşayan herhangi bir insan, bir ölü kadar ifadesiz duramaz. Bir ölü de yaşayan bir insan gibi duramaz. Eninde sonunda bu fotoğraf, geride kalanların hatırlamasına yarayacak bir obje olacaktır.

While some images (especially tintypes and ambrotypes) have a rosy tint added to the cheeks of the corpse, it is untrue that metal stands and other devices were used to pose the dead as though they were living. The use by photographers of a stand or arm rest (sometimes referred to as a Brady stand), which aided living persons to remain still long enough for the camera’s lengthy exposure time, has given rise to this myth. While 19th-century people may have wished their loved ones to look their best in a memorial photograph, evidence of a metal stand should be understood as proof that the subject was a living person.

 

Post-mortem fotoğraflarda dikkat çeken bir diğer özellik ise, ölen kişiyi tıpkı natürmort (ölüdoğa) tablolarındaki gibi gösterme biçimi. Bir fotoğrafta, sandalyeye oturtulmuş bir adam, yanında bir masa ve masanın üzerinde bir kitapla gösterilmiştir. Bu marifet, büyük bir olasılıkla fotoğrafçıya ait olmalıdır. Natürmort tablolarda da gördüğümüz buna benzer bir tür düzenleme yapıldığıdır.

Later photographic examples show the subject in a coffin. Some very late examples show the deceased in a coffin with a large group of funeral attendees; this type of photograph was especially popular in Europe and less common in the United States.

Burada asıl önemli olan, ölüyü belgelemekse, fotoğrafçı fazladan böyle bir masa ve kitabı koyma ihtiyacını neden duymuştur? Masayı koymadan da, adamı sandalyeye yerleştirebilirdi. Bu fotoğrafın bir ölü fotoğrafı olduğunu bilmesek, adamın sadece bir poz verdiğini, masanın ve kitabın da bir dekor olduğunu düşünebilirdik. Kitabını biraz önce okumuş ve fotoğrafçıya poz vermiş sıradan bir adam olacaktı. Eylem içerisinde olan, yani “hayat belirtisi” gösteren bir adam. Dolayısıyla, geride kalanlar bu fotoğrafa baktıklarında adamın ölmüş olduğunu düşünmek istemeyeceklerdi belki de.

Post-mortem photography is still practised and is common in America among women who experienced stillbirth, where the mother or parents are photographed holding the stillborn child, and commemorated on websites such as “Now I Lay Me Down To Sleep”. This style of mother holding child was also common in the Victorian era when death of infants was common. Photographs, especially depicting persons who were considered to be very holy lying in their coffins, are still circulated among faithful Eastern Catholic, Eastern Orthodox and Oriental Orthodox Christians.

A variation of the memorial portrait involves photographing the family with a shrine (usually including a living portrait) dedicated to the deceased.

 

 

Özetle, ölüyü belgelemenin tarihi fotoğrafla başlamamıştır. Daha önce ressamlar tarafından tuvale aktarılmış, fotoğrafın icadıyla birlikte bir dönem Avrupa ve Amerika’da oldukça popüler olmuştur.

 

DÜNYAYI SALATA SOSUYLA NASIL KURTARIRSINIZ?/ HOW TO SAVE THE WORLD WITH SALAD DRESSING?

NTV Yayınları’ndan çıkan Rus Ruletinde Nasıl Kazanırsınız? Kitabının devamı olan Dünyayı Salata Sosuyla Nasıl Kurtarırsınız? piyasada. Okur bir kez daha dünyanın en azılı suçlularının komplolarına karşı mantık, matematik ve fizik bilgilerine başvurmak zorunda kalacak. Fiziğin sıkıcı olduğu düşüncesini yerle bir eden kitabın yazarları Thomas Byrne ve Tom Cassidy, okuru sürücü koltuğuna oturtup çılgın bir bilim macerasına çıkarıyor.

Bir minibüs, içindeki kuş havadayken mi yoksa içeride bir yere tünemişken mi daha hafiftir?
Musluktan akan su neden giderek incelir?
Bir savaş gemisini bir kova suyun içinde yüzdürebilir misiniz?Sizde hayatta olan tüm olayları ve en ufak detayları sorgulayan modern feylozoflardansanız bu kitap sizin için ideal..

Byrne ve Cassidy kafadan kontak karakterleri ve okuru kahkahalara boğan hikâye kurgusuyla en temel fizik ilkelerini açıklayıp gerisini anlamayı okuyucuya bırakıyor. Dünyayı Salata Sosuyla Nasıl Kurtarırsınız? farklı zorluk seviyelerindeki soruları, detaylı ipuçları ve cevaplarıyla bilim ve matematiğe meraklı herkes için…

 

Dismissing the idea that physics has to be dull, Byrne and Cassidy serve up a rip-roaring science adventure that puts the reader in the driving seat. Is a van containing a bird lighter when the bird is flying or on a perch? Why does the stream from a tap get increasingly thinner? Can you speed up light? Is time travel possible? Featuring a cast of odd-ball characters and a laugh-out-loud storyline, Byrne and Cassidy explain the basic principles of modern science and guide the reader in working out the rest. With thirty stimulating mindbenders of varying difficulty, including detailed clues and answers for each problem, How to Save the World with Salad Dressing is the perfect Christmas gift for anyone with an interest in science or mathematics.

Yazar: Tom Cassidy, Thomas Byrne

Çevirmen: Onur Kaya

Yayınevi :NTV

Sayfa Sayısı: 144
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: NTV

İlk Baskı Yılı : 2015

 

ABOUT THE AUTHOR

Thomas Byrne is a fledgling genius and professional puzzle writer. Thomas Cassidy is a writer, Oxford University Physics graduate, and entrepreneur. They are the authors of How to Win at Russian Roulette: And Other Outrageous Logic Problems.

US: Thomas Byrne is a fledgling genius and professional puzzle writer. Thomas Cassidy is former teacher and Oxford University Physics graduate. He is married to a Texan and spends much of the year in Austin. They are the authors of The Electric Toilet Virgin Death Lottery: And Other Outrageous Logic Problems

Pages:208

Subject:Popular Science

Imprint:Oneworld

Illustrations:Illustrations

 

FANTASTİK CANAVARLAR: GRINDELWAL’IN SUÇLARI/ FANTASTIC BEASTS: THE CRIMES OF GRINDELWALD

 Özet ve Detaylar

Karanlık büyücü Gellert Grindelwald, Newt Scamander’ın da yardımıyla Amerika Birleşik Devletleri Sihir Kongresi (MACUSA) tarafından yakalanır. Ancak kaçmayı başaran büyücü, kendine, gerçek niyetinden habersiz olan müritler toplamaya başlar. Asıl planı; büyü dünyasından uzak olan canlıların hepsine hükmedecek olan safkan büyücüler yetiştirmektir. Karanlık büyücünün planlarını bozmak isteyen Albus Dumbledore, eski öğrencisi Newt Scamander’dan yardım ister. Önündeki tehlikenin farkında olmayan Newt, gerçek dostluklar ve aile bağları konusunda bile sevgisinin ve sadakatinin test edileceği bir yola girecektir…İlk filmde oldukça göz dolduran efektleri ve konusuyla etkileyici olan film devamında bizi fantastik dünyaya tekrar çağrıyor.

Vizyon tarihi 15 Kasım 2018

Yönetmen David Yates

Oyuncular: Eddie Redmayne, Katherine Waterston, Dan Fogler devamı

Tür Fantastik, Macera

Ülke İngiltere, ABD

FRAGMAN:

https://www.youtube.com/watch?v=kIiLORZvWYY 

Summary and details

The Dark wizard Gellert Grindelwald is captured by the United States Magic Congress (MACUSA) with the help of Newt Scamander. However, the wizard who manages to escape begins to gather himself and the disciples who are unaware of his true intentions. His real plan is to raise purebred sorcerers who will rule all living things away from the world of magic. Albus Dumbledore wants help from his ex-student, Newt Scamander, who wants to break the dark wizard’s plans. Newt, unaware of the danger in front of you, will set out to test your love and loyalty, even about true friendships and family ties…In the sequel, which is quite impressive with its dazzling effects and subject matter in the first film, it calls us back to the fantastic world.

Release date: 15 November 2018
Directed By: David Yates
Starring: Eddie Redmayne, Katherine Waterston, Dan Fogler continuation
Fantastic, Adventure
Country England, USA

TRAILER

TASARIM HAFTASI/ DESIGN WEEK TURKEY

Türkiye’nin en geniş kapsamlı tasarım etkinliği Design Week Turkey,düzenlendiği günden beri tüm yaratıcı endüstrileri, yurtiçinden ve yurtdışından 65.000’in üzerinde ziyaretçiyle bir araya getirdi.

Design Week Turkey, ülkemizin tasarım kimliğinin ve bu kapsamda gelişebilecek olan ekonomik başarısının, tasarım ve endüstri entegrasyonuyla sağlanabileceği bilincini oluşturmayı en önemli konusu olarak ele alıyor; endüstri temsilcileriyle tasarımcıları bir araya getiriyor ve katma değerli ürünler üretebilmek adına bir buluşma zemini oluşturuyor.

Yaratıcı ekonomileri güçlendirmeyi, girişimciliği teşvik etmeyi, endüstriler arası iş birlikçi multidisipliner projeler ve titiz tasarım araştırmalarını odağa alan DWT’18 programı, ulusal ve uluslararası paydaşlar tarafından kapsamlı bir planlama ağı ile oluşturuluyor.

Unesco Yaratıcı Şehirler Ağı’na “Tasarım Şehri” unvanıyla katılarak yaratıcılığı stratejik ve sürdürülebilir bir kalkınma aracı olarak özümseyen kentlerden biri olan İstanbul, etkinliğe ev sahipliği yapıyor.  Etkinlik, şehre ve ülkeye yayılarak çok çeşitli rotalarda ve alanlarda hayat bulacak; ülkeyi tasarımla keşfetmenin yeni yolları tasarım meraklılarına sunuluyor.

Binlerce yıldır genetik kodlarımızda taşıdığımız tasarım yeteneği; tüm tasarım disiplinleri ve yaklaşımlarında inovasyon ve teknoloji ile entegre, başarılı çağdaş projelerle gün yüzüne çıkıyor. Etkinlik kapsamında ayrıca; markalar, tasarımcılarla ortak projeler geliştirme şansına sahip olabilecek, üniversiteler ve kurumlarla iş birliği imkanı yakalayabilecekler.Tasarım haftasına katılmak için internet sitesinden ücretsiz online kayıt olmanız gerekmektedir.Workshop ve sertifika programları için de sınırlı sayıda katılımcı alındığı ve şartları olduğundan internet sitesinden başvuru yapmanız gerekmekte.

Design Week Turkey

Design Week Turkey, Turkey’s most comprehensive design event, has brought together all creative industries and more than 65.000 visitors both from home and abroad since the day it started.

Design Week Turkey regards the issue of creating awareness that the design identity and the economic success of our country could be developed through design and industrial integration is the most important issue. It brings the representatives of the industry and designers together and creates a meeting point in order to produce added value products.

DWT’18 program, which focuses on strengthening creative economies, encourage entrepreneurship, multidisciplinary collaborative projects between industries and meticulous design researches is organized through a comprehensive planning network by national and international shareholders.

Istanbul, which was added to the Unesco Creative Cities Network with the title of ‘Design City’, hosts the event as one of the cities that sees creativity as a means of strategic and sustainable development. This year, the DWT’18, which includes panels, conferences, exhibitions, ateliers and award ceremonies in many areas such as; industrial design, fashion, visual communication design and architecture, is organized at the Haliç Congress Center between 16-18th of November. The event will take place in different locations and fields; new ways of discovering the country through design are offered to visitors.

The design skill that we have carried through our genetic codes for thousands of years come out thanks to successful modern projects whose design disciplines and approaches are integrated with innovation and technology. Within the scope of the event, brands will have the chance to develop common projects together with designers and the opportunity to collaborate with universities and institutions.

 

Alongside with panels and conferences to which world-wide known people will attend; exhibitions, installations and atelier works especially made for Design Week Turkey by local and foreign design offices, artists, universities, design schools and design platforms will be presented at DWT’18.

 

If you would like to attend Design Week Turkey, you must do an online registration via https://designweekturkey.com

DWT’18 endüstriyel tasarım, moda, görsel iletişim tasarımı, mimari başta olmak üzere bir dizi alanda panel ve konferanslar, sergiler, atölyeler,sertifika programları ve ödül törenleri ile bu yıl 16-18 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenleniyor.

 

Etkinlikte bir çok moda tasarıcımlarının tasarımlarıda sergilenecek.Zengin programı bulunan ve her yıl yapılan etkinlik katılımcıları fazlasıyla memnun etmekte. Online kayıt için:https://designweekturkey.com/tr
ADRES/ ADDRESS

İstanbul Haliç Kongre Merkezi
Sütlüce Mah. Karaağaç Cad. No.19 34445 – Beyoğlu / İstanbul / TÜRKİYE

TELEFON/ PHONE

+90 212 288 6255

Ulaşım/ Transport

Haliç Kongre Merkezi, Taksim ve Eminönü’ne 7 dk, Atatürk Havalimanı’na 20 dk, Sabiha Gökçen Havalimanı’na ise sadece 45 dakika mesafede yer almaktadır. E5 ve TEM bağlantılarına yalnızca birkaç dakikalık mesafede bulunan Haliç Kongre Merkezi deniz kıyısındaki tek kongre merkezi olmanın ayrıcalığı ile konuklarına gerek etkinlik tekneleri vasıtasıyla gerekse de şehir hatları vapurlarını kullanarak Sütlüce İskelesi’ne gelerek deniz yoluyla ulaşım imkanı sunmaktadır.

Haliç Congress Center is only 7 min. away from Taksim and Eminönü, 20 min. away from Atatürk Airport and 45 min. away from Sabiha Gökçen Airport. Haliç Congress Center, which is minutes away from E-5 and TEM connections and is the only center at the seaside, offers transportation by sea using the event boats or the ferry edging in with Sütlüce Quay.

2018 DÜNYA DESIGN WEEK TAKVİMİ/ 2018 WORLD DESIGN WEEK CALENDAR

– Ocak/ January

15 – 21 | Cologne, Almanya

Ölüm Kolonyası/ Death Cologne

24 – 26 | Oslo

Oslo Tasarım Fuarı/ Oslo Design Festival

– Şubat/ February

05 – 11 | Stockholm, İsveç

Stockholm Tasarım Haftası/ Stockholm Design Week

22 – 25 |Yeni Delhi, Hindistan

Hindistan Tasarım Kimliği/ India Design Identity

– Mart/ March

02 – 11 | Sidney, Avustralya

Sydney Tasarım Festivali/ Sydney Design Festival

08 – 11 | Singapur

IFFS

14 – 17 | Şangay, Çin

Tasarım Şangay/ Design Shangai

– Nisan

05 – 07 | Los Angeles, ABD

Tasarımda Durum/ Status of Design

17 – 22 | Milan, İtalya

Fuorisalone

17 – 22 | Milan, İtalya

Salone del Mobile

– Mayıs/ May

11 – 23 | New York City

NYCxDESIGN

20 – 23 |New York City

ICFF

– Haziran/ June

07 – 15 | San Francisco, ABD

San Francisco Tasarım Haftası

12 – 17 | Basel, İsviçre

Tasarım Miami / @Basel

 

– Eylül

04 – 23 | Londra, Birleşik Krallık

Londra Tasarım Bienali/ London Design Biennial

06 – 15 | Paris, Fransa

Paris Tasarım Haftası/ Paris Design Week

06 – 16 | Helsinki, Finlandiya

Helsinki Tasarım Haftası/ Helsinki Design Week

07 – 11 |Paris, Fransa

Maison & Objet Paris

11 – 14 |Shangai, Çin

Mobilya Çin/ Furniture China

15 – 23 |Londra, Birleşik Krallık

Londra Tasarım Festivali/ London Design Fest

26 Eylül – 05 Ekim |Pekin, Çin

Pekin Tasarım Haftası/Bejing Design Week

– Ekim

10 – 14 | Mexico City, Meksika

Tasarım Haftası Meksika/ Design Week Mexica

20 – 28 | Eindhoven, Hollanda

Hollanda Tasarım Haftası/ Netherlands Design Week

– Kasım

12 – 17 | Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

Dubai Tasarım Haftası/ Dubai Design Week

13 – 16 | Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

Şehir Merkezi Tasarımı/ City Center Design

Inside – Dünya İçişleri Festivali

– Aralık

05 – 09 | Miami, ABD

Tasarım Miami/ Design Miami